Deneyimli Gazeteci Akay Cemal, EXIT’in Girne Kalesi’ndeki konserinin iptal edilmesi ve Barcelona Akademi Kampı’nın engellenmesiyle ilgili bir köşe yazısı kaleme aldı. Cemal, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın daha önce dile getirdiği “izolasyonlara son verilmesi ve çifte standartların kaldırılması” yönündeki söylemini hatırlattı.
Cemal, “Brüksel’den çifte standarda son verilmesini isteyecekti, ne oldu?” diye sordu.
Akay Cemal’in “Erhürman, Brüksel’den çifte standarda son verilmesini isteyecekti, ne oldu?” başlıklı köşe yazısı şöyle:
“-Kıbrıs Türk halkı kıskaca alınır, ambargo ve izolasyonlar sıkboğaz ederken, görüşmelerin haftada 1’den gerekirse 2’ye çıkarılması düşüncesi, Hristodulidis’in Kıbrıs Türk halkıyla alay etmesi anlamında değil midir?
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ile Rum yönetimi başkanı Nikos Hristodulidis arasında önceki gün gerçekleştirilen görüşmeden sonra yapılan açıklamada, “Liderler haftada 1 kez, koşulların gerektirmesi halinde ise daha sık bir araya gelme konusunda anlaştılar” denildi.
Gelsinler gelmesine de ne elde edilecek diye merak edilmiyor değil. Rum liderliği, Kıbrıs Türkünü dünyadan izole edebilme düşüncesiyle sıkboğaz ederken, görüşmelerin haftada 1 yerine, gerekirse daha fazlaya çıkarılması kararı, izolasyonların kaldırılmasına yönelik olmayacağına göre, amaç nedir, hâlâ bazı merkezlere şirin görünmek midir?
Ünlü müzik grubu EXIT’in Girne Kalesi’ndeki konseri iptal edilirken, Barcelona Akademi Kampı’nın da Rum tarafının girişimleri sonucu engellenmesi Kıbrıs Türkünü inatla ve ısrarla dünyadan izole etmenin en bariz örnekleridir.
Bunlarla da yetinmeyen Rum tarafı, şimdi de atını nallayıp üniversitelerimizin peşine düştü. Hristodulidis’in destekçisi ELAM, Yakın Doğu Üniversitesi, Doğu Akdeniz Üniversitesi ve Lefke Avrupa Üniversitesi’nin ‘Q Top Universities’ sıralamasında ‘Kuzey Kıbrıs’ ifadesiyle yer almasına tepki gösterdi, bu üniversitelerin listeden çıkarılması için dışişleri ve eğitim bakanlıklarına çağrıda bulundu.
Her şey bir yana, Rum lider Hristodulidis, Barcelona’nın KKTC’de YDÜ Kampüsü’nde düzenleyeceği kampı ‘Yasa dışı’ olarak nitelendirdi.
Bu kadarına da ‘pes artık’ demek lazım.
2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, zamanında “Ellerinden gelse teneffüs ettiğimiz havayı da kesecekler. Ne yapayım, kendimi Sarayönü’nde asayım mı?” demişti.
Özellikle son birkaç günden beri cereyan eden olaylar karşısında öncelikle Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın zamanında verdiği sözleri yerine getirmesi ve hesap sormasını bekliyoruz. Sayın Erhürman’ın Kıbrıs Türk halkına yönelik ambargolar ve izolasyonlar konusunda Brüksel’in görevini yerine getirmesi, verdiği sözleri tutması konusunda ciddi adım atmasını, uyarı görevini yerine getirmesini bekliyoruz.
Cumhurbaşkanı, Ada’nın kuzeyine uygulanan izolasyonlara son verilmesi ve çifte standartlara dur denilmesini isteyeceğini, bu konuda mücadele edeceğini belirtmişti.
Ancak aradan geçen bunca zaman zarfında çifte standart politikası azalacağına, daha da çoğalmış, Kıbrıs Türkünün dünya ile bütünleşme çabaları, son örneklerde görüldüğü gibi, dayanılmaz bir baskıya dönüşmüştür.
Gerçekler bu merkezde iken ve Hristodulidis, gözlerimizin içine baka baka “Barcelona’nın kampı yasadışıdır” iddiasında bulunurken, Erhürman’ın BM ve AB’ye karşı ‘uslu çocuk’ rolüne bürünmeye çalışmasına hiç gerek yok. Şirin görünmeye de ihtiyaç yok!
Kıbrıs Türk halkının Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’dan beklentisi, zamanında da ifade ettiği ve söz verdiği gibi, Kıbrıslı Türklere uygulanan çifte standardı ortadan kaldırma yönünde adımlar atılmasını sağlamaktır.
Yoksa görüşmeler haftada 1’den 2’ye, hatta 5’e çıkarılsa kaç yazar?
Hristodulidis’in bizi oyuna çekmeye ve geçmişte olduğu gibi zamana oynama taktiklerine daha ne kadar seyirci kalınacaktır?”




