Yer Bilimci Prof. Dr. Görür’den, 17 Ağustos’un 27. yılında Kıbrıs’a hayati uyarı…
“Deprem olmaz demek iyimserliktir”… Naci Görür, “Kıbrıs’ın çok yakınında Helen-Kıbrıs Yayı bulunmaktadır. Kıbrıs ise içte kalan levhada yer alan tehlikeli bir bölgededir. Bu nedenle ‘Kıbrıs’ta deprem olmaz.’ demek iyimserlik olur. Bugün olmazsa yarın, yarın olmazsa öbür gün ama mutlaka deprem olacaktır. Nitekim Kıbrıs’ta depremler yaşanıyor ve bunlar Helen-Kıbrıs Yayı’nda meydana geliyor.” şeklinde konuştu.
“Kıbrıs depreme dirençli hale getirilmeli”… Hedefin, depremin zamanını tartışmak değil; ülkeyi depreme dirençli hale getirmek olması gerektiğini söyleyen Görür, “Kıbrıs’ta kentler, depreme dirençli kılınmalı. Bir kentin bütün bileşenleri bir araya getirildiğinde deprem dirençli bir kent oluşturmak mümkündür. Aynı şekilde deprem dirençli bir ülke oluşturmak da mümkündür.” ifadelerini kullandı.
KIBRIS gazetesine 17 Ağustos Marmara Depremi’nin 27’nci yıl dönümünde konuşan Yer Bilimci Prof. Dr. Naci Görür, Kıbrıs’ın deprem gerçeğine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.
Görür, “Kıbrıs’ın hemen güneyinde, çok yakınında Helen-Kıbrıs Yayı bulunmaktadır. Kıbrıs ise içte kalan levhada yer alan tehlikeli bir bölgededir. Bu nedenle ‘Kıbrıs’ta deprem olmaz’ demek iyimserlik olur. Helen-Kıbrıs Yayı kuzeye doğru dalmaktadır. Aslında Afrika Levhası, Anadolu Levhası’nın altına dalıyor. Kıbrıs da bu dalmanın gerçekleştiği bölgede. Dolayısıyla Anadolu Levhası üzerinde ya da levhanın kenarında yer aldığını söyleyebiliriz. Bugün olmazsa yarın, yarın olmazsa öbür gün ama mutlaka deprem olacaktır. Nitekim Kıbrıs’ta depremler yaşanıyor ve bunlar Helen-Kıbrıs Yayı’nda meydana geliyor.” şeklinde konuştu. Görür, asıl hedefin depremin zamanını tartışmak değil; ülkeyi depreme dirençli hale getirmek olması gerektiğini söyledi.
Görür, “Kıbrıs’ı depreme karşı güvenli hale getirmek gerekir. Kentler, depreme dirençli hale getirilmeli. Bir kentin bütün bileşenleri bir araya getirildiğinde deprem dirençli bir kent oluşturmak mümkündür. Aynı şekilde deprem dirençli bir ülke oluşturmak da mümkündür.” ifadelerini kulandı.
“Rusya’da kimse ölmedi, Türkiye’de 53 bin kişiyi kaybettik”
Depreme hazırlığın hayat kurtardığını vurgulayan Naci Görür, şu karşılaştırmayı yaptı:
“Mesela Rusya’da 2025 yılında bir deprem oldu. Hiç kimse hayatını kaybetmedi ve tek bir bina dahi yıkılmadı. Buna karşılık 2026 yılında Türkiye’de meydana gelen depremde neredeyse 53 bin kişiyi kaybettik çünkü Rusya deprem dirençli bir yerdi, bulunduğumuz yer ise değildi. Bu nedenle bir an önce deprem dirençli yerleşim alanları oluşturmak zorundayız.”
Deprem dirençli kentin temel unsurları
Depreme dayanıklı kentlerin nasıl oluşturulacağını da anlatan Naci Görür, şu ifadeleri kullandı:
“Kentlerin deprem dirençli olabilmesi için temel 6 bileşenin bir araya gelmesi gerekir. Bunlar yönetim, halk, altyapı, yapı stoku, ekosistem ve çevre ile ekonomidir. Bu unsurların tamamını birlikte ele alabilirsek, deprem dirençli yerleşim alanları oluşturabiliriz. Ne yazık ki ülkeyi deprem dirençli hale getirmek yerine sadece konuşuyoruz. Depremin kaç büyüklüğünde olacağını bilsek de bilmesek de sonuç değişmez. Depremi engelleyemeyiz. Amacımız, deprem dirençli kentler oluşturmak olmalıdır.”
Yakın zamanda deprem olacak mı?
Depremin zamanına ilişkin sorulara da yanıt veren Naci Görür, tarih vermenin mümkün olmadığını belirtti.
Görür, “Bunun için bir tarih veremeyiz. Bizim zaman çizelgemizle doğanın takvimi arasında fark vardır. Deprem ne zaman olursa olsun, günün birinde mutlaka gerçekleşecektir. Bu nedenle bulunduğunuz yeri depreme dirençli hale getirmeye odaklanmalıyız. Fayın derinliğini ya da uzunluğunu konuşmanın bir faydası yok.” dedi.
“İş işten geçmesin”
Kıbrıs’ın deprem gerçeğinin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten Naci Görür, sözlerini şu uyarıyla tamamladı: “ ‘Kıbrıs’ta deprem olmaz.’ deniliyor; ancak bir anda deprem olur ve o zaman iş işten geçer. Binlerce insan hayatını kaybedebilir. Kıbrıs’ın bugün depreme dirençli olduğunu düşünmüyorum. Öncelikle bunun kabul edilmesi gerekiyor. Ardından yönetim, halk, altyapı, yapı stoku, ekosistem ve çevre ile ekonomiyi kapsayan temel 6 bileşeni bir araya getirerek depreme dayanıklı şehirler oluşturmalıyız.”



