1. Haberler
  2. Genel
  3. “Toplumun haber alma hakkına yönelik bir saldırı”

“Toplumun haber alma hakkına yönelik bir saldırı”

featured
Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Basın Emekçileri Sendikası (Basın-Sen), Ceza Muhakemeleri Usulü Yasası’nın 23B maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle maddenin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu.

Anayasa Mahkemesi’ne yapılan başvuruya, Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği (KTGB) destek verirken, mahkemede, Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası (KTAMS), Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS), Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS), Devrimci İşçi Sendikaları Federasyonu (DEV-İŞ), Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) ve Bağımsızlık Yolu temsilcileri ile başvurunun hazırlanmasına destek veren Öncek Polili de hazır bulundu.

Anayasa Mahkemesi’ne başvuru, Basın-Sen Avukatı Cansu Nazlı tarfından yapıldı.

– Kişmir: “Bugün söylemimizin arkasında duruyoruz; 23B maddesi Anayasa’ya aykırıdır”

Başvuru öncesinde Lefkoşa Kaza Mahkemesi önünde açıklama yapan Basın-Sen Başkanı Ali Kişmir, basın, ifade ve düşünce özgürlüğü konusunda uzun süredir büyük mücadele verdiklerini söyledi.

Hükümetin basını ve toplumun genelini susturmaya yönelik girişimlerde bulunduğunu savunan Kişmir, daha önce Meclis gündemine getirilen bazı yasa tasarılarının gazetecilerin eylemleri sonucunda geri çekildiğini anımsattı.

Ceza Yasası, Bilişim Suçları Yasası ve Ceza Muhakemeleri Usulü Yasası’nda yapılmak istenen değişikliklerle gazeteciliğin suç kapsamına alınmaya çalışıldığını ileri süren Kişmir, 23B maddesinin haber siteleri, gazeteler ve gazetecilerin mesleklerini yapmasını engelleyecek nitelikte olduğunu kaydetti.

Söz konusu düzenlemeyi Meclis komitesinde uzun süre tartıştıklarını belirten Kişmir, “Tasarının komiteden oy birliğiyle geçmesi bizim için büyük bir skandaldı.” dedi.

Muhalefetin daha sonra maddeye karşı tavır aldığını ifade eden Kişmir, Basın-Sen ile KTGB’nin de düzenlemenin yasalaşmaması için eylem ve açıklamalarla mücadele yürüttüğünü söyledi.

Hükümet yetkililerinin son ana kadar kendileriyle görüşmek istediğini ancak maddenin değiştirilmesini değil, tamamen geri çekilmesini talep ettiklerini kaydeden Kişmir, düzenlemenin buna rağmen Meclis’ten oy çokluğuyla geçtiğini belirtti.

Kişmir, 23B maddesinin Meclis’ten geçmesinin ardından Basın-Sen ve KTGB olarak bu yasa maddesini yargıya taşıyacaklarını ve Anayasa’ya aykırı olan maddenin yargı tarafından incelenerek iptal edilmesi gerektiğini açıkladıklarını belirterek, bugün de bu söylemlerinin arkasında durduklarını kaydetti.

Ceza Değişiklik Yasa Tasarısı ile Bilişim Suçları Değişiklik Yasa Tasarısı’nın hâlen Meclis komitesinde bulunduğuna işaret eden Kişmir, “Bu hükümet bir yerde ders almalıdır. Bizim inancımız, bu dersi bağımsız yargımızın vereceği yönündedir.” ifadelerini kullandı.

Kişmir, ülkenin ifade özgürlüğünün sınırlandığı ve gazetecilerin mesleklerini yaptıkları için cezalandırıldığı bir yapıya dönüştürülmesine karşı mücadelelerini sürdüreceklerini belirterek, Basın-Sen, KTGB ve destek veren örgütlerle birlikte bu tür düzenlemelere karşı durmaya devam edeceklerini kaydetti.

Basın emekçilerinin mesleklerini baskı altında kalmadan sürdürmeye ve kamuoyunu bilgilendirmeye devam edeceğini belirten Kişmir, düzenlemenin gazetecileri ve medya kuruluşlarını yüksek para cezaları riskiyle karşı karşıya bırakarak doğrudan otosansüre yönelteceğini savundu.

23B maddesinin geri çekilerek yerine “Unutulma hakkına” ilişkin yasal düzenleme yapılması halinde her türlü katkıyı koymaya hazır olduklarını ve bu yolla geçmişte yaşanan mağduriyetlerin de giderilebileceğini söyleyen Kişmir, buna rağmen maddede ısrar edilmesinin bazı kişilerin yargı süreçlerinde isim ve görüntülerinin yayımlanmasını engelleme amacı taşıdığını ileri sürdü.

– Akın: “Bu madde, yalnızca basın mensuplarına değil, toplumun haber alma hakkına da yönelik bir saldırıdır”

KTGB Başkanı Ayşemden Akın ise masumiyet karinesi, özel hayatın korunması ve etik değerlere uygun haberciliğin gazetecilerin temel sorumlulukları arasında bulunduğunu belirtti.

23B maddesini “Garabet” olarak nitelendiren Akın, düzenlemenin gazetecilere hapis yolunu açabilecek ve otosansüre neden olabilecek nitelikte olduğunu savundu. Akın, hangi görüntünün kullanılabileceği ve hangi haberin kamu yararı taşıdığı konusunda gazetecilerde şimdiden kaygı yarattığını söyledi.

Söz konusu maddenin yasalaşması halinde gazeteciliğin biteceği yönünde daha önce uyarıda bulunduklarını anımsatan Akın, mahkeme muhabirlerinin haberlerinde otosansürün etkilerinin görülmeye başlandığını ileri sürdü.

Zanlıların suçlu gibi gösterilmesini tasvip etmediklerini vurgulayan Akın, etik kurallara aykırı yayınların önlenmesi gerekirken konunun hapis cezasına kadar varabilecek bir suç düzenlemesine dönüştürülmesinin kabul edilemez olduğunu ifade etti.

Akın, düzenlemenin yalnızca basın mensuplarını değil, toplumun haber alma hakkını da hedef aldığını savunarak, “Bu madde, toplumun haber alma hakkına yönelik bir saldırıdır.” dedi.

Hapis cezasının düzenlemeden çıkarıldığı yönündeki açıklamalara da değinen Akın, dört asgari ücret tutarındaki para cezasını ödeyemeyen gazetecilerin yine hapis cezasıyla karşı karşıya kalabileceğini kaydetti.

Asgari ücretle çalışan bir mahkeme muhabirinin yaptığı haber nedeniyle dört asgari ücret tutarında ceza ödemesinin mümkün olmadığını savunan Akın, hiçbir medya yöneticisinin veya sahibinin de bu cezayı karşılamayacağını söyledi.

Bu durumun doğrudan otosansüre yol açacağını belirten Akın, 23B maddesinin iptal edilmesi gerektiğini ifade ederek, anayasal denetim sürecinde Basın-Sen’in yanında olduklarını ve yargıya güvendiklerini kaydetti.

– Nazlı ve Polili’den 23B maddesine ilişkin hukuki değerlendirme

Davaya ilişkin bilgi veren Basın-Sen Avukatı Cansu Nazlı da 23B maddesinin Anayasa’nın 1, 7, 10, 11, 18, 21 ve 24 ile 30’uncu maddeleri arasındaki hükümlere aykırı olduğu iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’nde dava dosyaladıklarını söyledi.

Gazetecilerin ve basın örgütlerinin masumiyet karinesinin korunmasına yönelik herhangi bir itirazı bulunmadığını belirten Nazlı, 23B maddesinin ise bu ilkeyi korumaya yönelik bir düzenleme olmadığını savundu.

Nazlı, maddenin yargılanan kişilerin yanı sıra tanık ve şikâyetçilerin isim ve fotoğraflarının yayımlanmasını da suç saydığını, düzenlemenin başta basın ve ifade özgürlüğü olmak üzere temel hakları Anayasa’ya aykırı biçimde sınırlandırdığını ileri sürdü.

Gazetecilik faaliyetlerini suç kapsamına aldığı gerekçesiyle maddeye ilk günden beri karşı çıktıklarını söyleyen Nazlı, düzenlemenin yalnızca gazetecileri değil, sosyal medya hesabından paylaşım yapan vatandaşları da cezai sorumlulukla karşı karşıya bırakabileceğini kaydetti.

Kamuya mal olmuş kişilerin yargı süreçlerinin haberleştirilmesinde kamu yararı bulunduğunu belirten Nazlı, bu süreçlerin kamuoyuna aktarılmasının gazetecilerin denetim görevinin bir parçası olduğunu söyledi.

Nazlı, madde kapsamında gazetecilere dava açılması halinde basın araçlarına el konulması riskinin de bulunduğunu savundu. Nazlı, Anayasa’da basın araçlarının müsadere edilemeyeceğine ilişkin hüküm bulunduğunu belirtti.

Hapis cezasının metinden çıkarılmasının yeterli olmadığını belirten Nazlı, para cezasını ödeyemeyen kişilerin yine hapisle karşı karşıya kalabileceğini söyledi.

Nazlı, ifade nedeniyle para cezası verilmesinin dahi ifade özgürlüğünün ihlali niteliğinde olduğunu savunarak, 23B maddesinin suç olmaktan çıkarılması gerektiği yönündeki görüşlerini mahkeme sürecinde sürdüreceklerini kaydetti.

Nazlı, madde kapsamında gazetecilere dava açılması halinde basın araçlarına el konulması riskinin bulunduğunu savunarak, Anayasa’da bu araçların müsadere edilemeyeceğine ilişkin hüküm yer aldığını belirtti.

Hapis cezasının metinden çıkarılmasının yeterli olmadığını söyleyen Nazlı, para cezasını ödeyemeyen kişilerin yine hapisle karşı karşıya kalabileceğini söyledi.

İfade nedeniyle para cezası verilmesinin dahi ifade özgürlüğünün ihlali niteliğinde olduğunu savunan Nazlı, 23B maddesinin iptal edilmesi gerektiği yönündeki görüşlerini mahkeme sürecinde savunmayı sürdüreceklerini kaydetti.

– Polili

Avukat Öncel Polili ise yasalar hazırlanırken öncelikle kamu yararının gözetilmesi gerektiğini belirterek, 23B maddesinde kamu yararı ve samimiyet görmediğini söyledi.

İnternette zanlı ve sanıklar hakkında geçmişte yayımlanmış çok sayıda haber bulunduğunu ve bunların bir bölümünde masumiyet karinesinin ihlal edilmiş olabileceğini ifade eden Polili, bu tür içeriklerin giderilmesi için dünyada kabul gören “Unutulma hakkına” ilişkin düzenlemeler yapılabileceğini kaydetti.

Mevcut ihlallerin giderilmesine yönelik adım atılmazken, ileride masumiyet karinesinin ihlal edilebileceği gerekçesiyle gazetecilerin otosansüre zorlandığını savunan Polili, düzenlemenin kamuya mal olmuş kişilerin yargı süreçlerinin haberleştirilmesini engelleme amacı taşıdığını ileri sürdü.

“Toplumun haber alma hakkına yönelik bir saldırı”
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter