Halkın Partisi Genel Sekreteri Turgut Alas, Güngör Çöplüğü’nde meydana gelen yangının yalnızca geçici bir hava kirliliği sorunu olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti. Alas olayın çevre, tarım ve gıda güvenliği açısından uzun vadeli sonuçlar doğurabilecek ciddi bir kriz olduğunu belirtti.
Alas, geçtiğimiz günlerde güvenli ve sağlıklı gıda üretimi ile Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü kapsamında çeşitli uyarılarda bulunduğunu hatırlatarak, yıllardır gündeme getirilen Güngör Çöplüğü sorunuyla bugün yeniden karşı karşıya kalındığını ifade etti.
Çöp depolama alanlarında meydana gelen yangınların, içerdiği farklı türde atıklar ve kimyasal maddeler nedeniyle kontrol edilmesi en zor afetlerden biri olduğuna dikkat çeken Alas, bu tür yangınların çevreye ve tarıma verdiği zararların yıllarca sürebileceğini ifade etti. Yangınların düşük sıcaklıkta ve yetersiz oksijenle gerçekleşen yanma nedeniyle atmosfere yüksek miktarda zehirli gaz saldığını belirten Alas, dioksinler, furanlar, sera gazları, ağır metaller ve ince partiküllerin insan sağlığı ve çevre üzerinde ciddi tehdit oluşturduğunu söyledi. Yangın söndürme çalışmalarında kullanılan suyun çöpte bulunan kimyasallarla birleşerek son derece zehirli sızıntı suları oluşturduğunu ifade eden Alas, bu suların toprağa karışarak yeraltı ve yüzey su kaynaklarını kirletebildiğini belirtti.
Alas bunun su ekosistemleri üzerinde kalıcı etkiler yaratabileceğini söyledi. Açığa çıkan gaz ve küllerin yaban hayatını da olumsuz etkilediğini belirten Alas, canlı türlerinin zehirlenmesine veya yaşam alanlarını terk etmesine neden olan bu durumun biyolojik çeşitlilik kaybına yol açtığını belirtti.
Tarım arazilerinin de ciddi risk altında olduğunu belirten Alas, yangınla birlikte havaya karışan ağır metallerin ve kül partiküllerinin tarım topraklarına çöktüğünü, kurşun, kadmiyum ve nikel gibi metallerin zamanla toprakta birikerek verimliliği düşürdüğünü ifade etti.
Yangın sonucu ortaya çıkan kükürt ve azot oksitlerin yerel asit yağmurlarına neden olabileceğini belirten Alas, bunun da toprağın pH dengesini bozarak bitkiler üzerinde stres yarattığını ve üretimi olumsuz etkilediğini ifade etti. Gıda güvenliği açısından da ciddi risklerin bulunduğunu vurgulayan Alas, bitkilerin havadaki toksik maddeleri yaprakları aracılığıyla emebildiğini veya kirlenmiş topraktan kökleri yoluyla alabildiğini belirterek, zehirli maddelerin doğrudan gıda zincirine taşınabileceğine dikkat çekti.
Hayvancılık sektörünün de bu durumdan etkilenebileceğini belirten Alas, kirlenmiş otlaklarda beslenen hayvanların süt ve et ürünlerine zararlı kimyasalların geçebileceğini, özellikle yağ dokusunda biriken dioksinlerin tüketiciler açısından önemli risk oluşturduğunu söyledi.
Tüm bu çevresel etkilerin ekonomik sonuçlar da doğurduğunu belirten Alas, kirlenen topraklarda verimin düştüğünü, ürün kalitesinin bozulduğunu ve çiftçilerin ciddi gelir kayıpları yaşayabileceğini ifade etti. Gıda arzında yaşanabilecek sorunların fiyat artışlarına ve gıda enflasyonuna neden olabileceğini belirten Alas, zarar gören alanların rehabilitasyonunun ise uzun yıllar ve yüksek maliyetler gerektirdiğini ifade etti.




