Marketing Türkiye ve Deloitte iş birliğiyle düzenlenen The TECH Summit’te, yapay zekanın ajans modelini nasıl baştan aşağı değiştirdiği masaya yatırıldı. InTechno360 ve InCrea360 yöneticilerinin katıldığı oturumda, markaların artık kreatif, medya, veri ve teknolojiyi aynı çatı altında toplayan bütünleşik “One Stop Shop” ekosistemlerine ihtiyaç duyduğu belirtildi. Rutin işlerin otomasyona devredilmesiyle “kreatif yorgunluğun” ortadan kalktığını ifade eden uzmanlar; gelecekte API tabanlı sistemlere entegre olamayan ve hibrit bir teknoloji şirketine evrilemeyen ajansların sektörde rekabet edemeyeceğini vurguladı.

Marketing Türkiye ve Deloitte iş birliğiyle düzenlenen The TECH Summit’te teknoloji, pazarlama ve iş dünyasının dönüşüm gündemi sahneye taşındı. 58 oturumda 84 konuşmacıyı sahnesine taşıyan The TECH Summit’in ikinci gününde “The Agency Model in an AI World: Truth, Tension, and Opportunity” oturumunda InTechno360 Teknoloji Direktörü Çağrı Kahraman ve InCrea360 Şirket Müdürü Sevilay Kop konuşmacı olarak yer aldı. Oturumun moderatörlüğünü Marketing Türkiye Genel Yayın Yönetmeni Günseli Özen yaptı.
Panel, klasik ajans modelinin yapay zeka çağında nasıl dönüştüğünü ele alarak başlıyor. One Ingage ekosisteminin temel hikayesi; kreatif, medya, teknoloji ve veri ekiplerini aynı çatı altında toplayan “One Stop Shop” yaklaşımıyla ajansların artık birer ekosistem haline gelmesi gerektiği fikrine dayanıyor. Geçmişte markaların medya, kreatif, sosyal medya ve teknoloji tarafında farklı ajanslarla çalışmak zorunda kalması hem maliyetleri artırıyor hem de koordinasyonu zorlaştırıyordu. Yapay zeka ile birlikte üretim hızının yükselmesi, içerik hacminin çoğalması ve veri akışının karmaşıklaşması, ajansların daha bütünleşik yapılara evrilmesini zorunlu kılıyor.
Konuşmada yapay zekanın ajans dünyasında yarattığı en önemli kırılmalardan biri, “kreatif yorgunluğun” ortadan kalkması olarak ifade ediliyor. Zamanının yüzde 80’ini rutin işlere harcayan kreatif ekipler bu yükü artık otomasyon araçlarına devredebiliyor. Böylece ekipler strateji geliştirme, fikir üretme ve marka DNA’sını koruma gibi daha yüksek değerli alanlara odaklanabiliyor. One Ingage çatısı altında geliştirilen AI agent’lar, otomasyon sistemleri ve kampanya optimizasyon araçları (örneğin Progin) bu dönüşümü mümkün kılıyor.
Teknoloji tarafında ise ajansların yalnızca yaratıcı üretim yapan yapılar olmaktan çıkıp API tabanlı teknoloji şirketlerine dönüşen hibrit organizasyonlara evrildiği vurgulanıyor. Ajansların global platformlarla entegre çalışan, low-code/no-code sistemlere hakim olan, büyük veri analitiği ve kampanya optimizasyonu yapabilen yapılara dönüşmesi kaçınılmaz görülüyor. Ayrıca “synthetic audience” yani yapay hedef kitle üretimi, müşterilerin dijital ikizleri (digital twin of customers) ve agentic AI ile kampanya ön testleri gibi kabiliyetler, ajans iş modeline tamamen yeni boyutlar kazandırıyor.
Panelin son bölümünde ajans çalışanları üzerinde oluşan yapay zeka kaynaklı kaygılar ele alınıyor. Sektörde “Mesleğimi kaybeder miyim?” sorusu sıkça dile getirilse de konuşmacılara göre gerçek risk değişime direnmekte. Yapay zeka ajanslardan insanı çıkarmıyor; aksine insan dokunuşuna daha fazla alan açıyor. Ancak yeni dönemde roller, unvanlar ve çalışma şekilleri tamamen değişiyor. Kreatiflerin birer “orkestra şefi” gibi AI sistemlerini yönetmesi; mühendis, stratejist ve sanatçı rollerinin birbirine karıştığı hibrit ekiplerin standart haline gelmesi bekleniyor. Gelecekte hız, adaptasyon yeteneği ve deneyim tasarımı ajansların en kritik rekabet alanları olacak.
Stratejik çıkarımlar:
- Ajans modeli tamamen değişiyor: Klasik ajans yapısı yerini kreatif + teknoloji + strateji + veri ekiplerinin entegre çalıştığı ekosistem ajanslara bırakıyor.
- One Stop Shop yeni standart haline geliyor: Markalar artık tek noktadan hizmet istiyor; ajansların çözüm ortağı, hatta ticari ortak gibi konumlanması gerekiyor.
- Kreatif yorgunluk bitiyor: AI, rutin işleri devraldığı için kreatif yetenekler daha stratejik ve yenilikçi alanlara kayıyor.
- Agentic AI yükselişte: Kampanya yönetimi, hedef kitle testi, içerik uyarlaması ve optimizasyon süreçlerinde agent tabanlı modeller kritik rol oynuyor.
- Ajanslar teknoloji şirketine evriliyor: API entegrasyonları, veri akışları, low-code/no-code araçlar ve otomasyon sistemleri artık ajans mimarisinin temel parçaları.
- Yeni yetkinlik: Hibrit insan profili: Mühendis + kreatif + stratejist rollerinin birleştiği yeni bir yetenek tipi ortaya çıkıyor; çalışanlar birer “AI orkestra şefi”ne dönüşüyor.
- Hız en önemli değer: “Hızlı dene – hızlı yanıl – hızlı yakala” döngüsü yeni çalışma modeli. Uzun teslim süreleri artık kabul görmüyor.
Sektöre yansıyan sonuçlar:
- Ajansların yüzde 50’si dönüşemezse piyasadan silinecek: Teknoloji şirketine evrilemeyen, low-code/no-code üretimi ihmal eden ve AI entegrasyonu yapamayan ajansların rekabet etmesi zorlaşacak.
- İş modeli adam saatten değere kayıyor: Müşteri artık hız, kalite ve sonuç odaklı. Üretim süresine göre fiyatlandırma modeli önemini yitiriyor.
- Synthetic audience ve dijital ikizler yeni norm oluyor: Hedef kitle belirleme, kampanya testleri ve performans tahminleri AI simülasyonları üzerinden yapılacak.
- Kreatif rekabet yeniden tanımlanıyor: AI üretimi maliyetleri düşürdükçe kreatif fark, “fikrin kalitesi” ve “insani sezgi” üzerinden belirlenecek.
- Markalar ajanslardan strateji + hız + teknoloji bütünlüğü bekleyecek: Ajanslar yalnızca üretim yapan tedarikçiler değil; sonuç ortaklığı yapan yapılara dönüşecek.
- Ekipler küçülüyor ama çıktı büyüyor: AI destekli verimlilik sayesinde daha az insanla daha fazla iş üretilecek; ekipler yataylaşacak.
- Ajans–müşteri ilişkisinde beklenti değişiyor: “Bir ayda yaptığını bir haftada yaparsın, AI var” yaklaşımı yaygınlaşacak; ajansların buna yanıt verebilmesi için süreçlerini yeniden tasarlaması gerekecek.
The TECH Summit raporunun tamamını buradan okuyabilirsiniz…




